not defteri

blog'a geri dön

18 yorum var - 18 Mayıs 2008 00:00

tepemizde bir fan dönüyor, istanbul kadar nemli odada iki tane kan müptelası sivrisinek uğulduyor, tv her daim açık, üçüncü sınıf bir cinayet filminin küflü dublajları duyuluyor. uyurken bile bir sesin olduğunu duyman lazım, çocukluğuna ait anlatmadığın sırlarını düşünüyorum, güneş doğuyor.

göğsümede uyuyorsun, parmakların kaburgalarımda, uyurken kaçıyorsun birilerinden, tırnaklarını etime batırıyorsun.

neden burdayız, neden benimlesin, ne zaman gideceksin, bana senden birşeyler bırakırmısın odada her zamanki dalgınlığınla giderken yoksa ben seni koklamak için yastığını yanımda mı gezdireceğim yaz boyunca.

uyanıyorsun sessizce, hırıltı var ciğerlerinde, katran konuşuyor senden önce, su istiyorsun, zevkle itaat ediyorum.

geri dönüyorum yatağa, ayılamıyorsun sıcaktan, ben sen yanımdayken zaten hiç uyuyamıyorum tüm gece sevişmemişsek, sıcağa rağmen tekrar sarılıyorsun. kedi yavrusu gibi uyuyorsun, sana bakıyorum, yüzünü inceliyorum, bu masumiyetlin bana bu kadar acıyı nasıl verdiğini anlamaya çalışıyorum.

ellerin başka gözlerin başka sözlerin başka dudakların başka konuşuyor. yanımdan ayrıldığında, benden ayrılıp onunla yatacağın fikrin beni delirtiyor, odanın tavanına kendimi asarsam kardeşim çok üzülür mü diye düşünüyorum, aklımı kaçırmamak için daha sıkı sarılıyorum sana.

tekrar uyanıyorsun, sevişmeye başlıyoruz, sabah sevişmeyi seviyorsun, ben sabah olan hiç birşeyi sevmiyorum. usulca öpüşmeye başlıyoruz sabah kokan ağızlarımızla. tırmanıyorsun hemen üzerime, önsevişemeyecek kadar acıkmışsın tüm gece, sorgusuz içine giriyorum.

-o kadar iyi sevişmeliyim ki seninle, bir daha esas adamı hiç hatırlamamalısın. orgazm olurken o kadar kasılmalısın ki, onu hatırlamanı sağlayacak tüm beyin hücrelerin ölmeli, aptallaşmış bir mumya gibi yalnızca adımı anmalısın.-

sana kızamıyorum, kendi tercihlerimi yaşıyorum, üzerimdeyken boynuma sarılıyorsun, yaklaşıyorsun, kasılmandan anlıyorum, kulağımı ısırıyorsun, koparmandan korkmuyorum.

-yan odadan duyarlar mı bizi diye düşünüyorum, "tutkulu sevgililer, ne de olsa gençler işte, ne de yakışıyorar birbirlerine" diye düşünsünler istiyorum, en azından yan odadakiler bizi sevgili sansınlar, senin başkasına ait olduğunu bilmesinler, hüzünsüz gözlerle bakmazsam onlara sen gittiğinde, asla anlayamazlar, seni sevgilim sanırlar.-

itiraf edemiyorum seni sevdiğimi sana, kazananlar hep giderler biliyorum, sen gitme istiyorum, aklıma kalbini kırdığım için benden vazgeçemeyen kadınlar geliyor, dilin boğazıma değiyor.

göz göze geliyoruz, sevişirken bana bakan kocaman gözlerini, şarap kırmızısı yanaklarını, aynı yüzü benden başkası ile paylaştığımı düşünüyorum, önce seni sonra kendimi vurup gazetelerin üçüncü sayfasına çıkmak istiyorum. aileme sorarlarsa "neden böyle oldu" diye, "çok sevmiş" derler mi diye bilmek istiyorum.

kasılıyorsun, beni içine hapsederek inliyorsun.

insanlıktan çıkıyoruz bir süreliğine el ele, evrimde geri dönüyoruz. okuduğumuz okulları, toplum kurallarını, insana ait olan herşeyi bir kenara koyup hayvanlaşıyoruz. ağzından köpükler çıkıyor, ben kurt gibi uluyorum, aslan gibi kükrüyorum. birazdan bunların hiçbiri olmamış gibi beraber corn flakes yiyeceğiz süt katıp içine, poitikadan şiirden bahsedeceğiz, iki insan gibi.

üzerime yığılıyorsun, aynı nefesi alıyoruz artık, göğsümde inip kalkıyorsun, ter içindeyiz, sigara içmemiz gerekiyor.

.

"uzanıyorum ellerine,
içimde bir çığlık kopuyor.
yansıyor yüzün aynada,
sokakta bir fahişe ölüyor"

.

"ıslak bir yaz geçiyor avuçlarımdan.." başlığı y.erdoğan'dan alınmıştır.(*)

benim dürüst itiraflarıma ihtiyacın olmadığını biliyorum ama yazını çok beğendiğimi söylemeye utandım,tereddüt ettim. nasıl derler; san-ki sen bensin gibi bişey
yada bilmiyorum ben hayat diyeyim sen bi şey çıkar işte içinden

ayninya  18 Mayıs 2008 00:13  

teşekkür ederim.
kalanı için demen yeterli, ben anladım seni.

I am not impressed  18 Mayıs 2008 00:16  

avuçlar terli olmalıdır.. duyulan aşkın bedensel tepkisidir.
hiç bir zaman olmayacak oluşu yosunlaştırıyorsa bu ıslaklığı gitme vakti geçiyordur belki.. kalmak istiyorsan böyle dışavurumlar ayyuka ulaşacaktır.. ulaşmıştır.
eline sağlık bile diyemiyorum maalesef.

s u n f l o w e r  18 Mayıs 2008 00:31  

sen, peki..
vaktinde gidebildin mi?
-gittin mi kaldın mı diye sormuyorum, kalmak yok aslında, vaktinde gitmek veya bitmek var çünkü-

I am not impressed  18 Mayıs 2008 00:36  

en uygun olduğunu düşündüğüm zamanda gittim ben.
ve şimdi.. iyi yada kötü olduğunu bile sorgulamadan yoluma devam ediyorum.

s u n f l o w e r  18 Mayıs 2008 00:40  

soranlar hep mutsuz çünkü.

I am not impressed  18 Mayıs 2008 00:41  

bunu bağladığımız şeyler çok sınırlı..
bu camın ardında kocaman bir dünya var.. ve keşfedilmeyi bekliyor..
göz ardı edebilirler ama bu benim tercihim değil.

s u n f l o w e r  18 Mayıs 2008 00:43  

sayfam açıldığında çalan ilk şarkı yazının fon müziği olabilir.

I am not impressed  18 Mayıs 2008 00:44  

sigara bitti mi bari...?

elestirel  18 Mayıs 2008 01:38  

hala uc uca ekliyorum

I am not impressed  18 Mayıs 2008 01:41  

o halde bitince yazmaya devam...

elestirel  18 Mayıs 2008 01:45  

yazılara en güzel övgüyü sen yapıyorsun eleştirel:
"güzel yazmışsın" demiyorsun,
"daha çok yaz" diyorsun.

teşekkür ederim tekrar.

I am not impressed  18 Mayıs 2008 01:52  

Biri gidecekse, yaralı bir sevişme oluyor, orgazmı devşirilmiş.

minnie mouse  18 Mayıs 2008 18:59  

biteceğini bilerek yaşamak..

I am not impressed  18 Mayıs 2008 19:04  

kim saklar seni sabah gelen kabuslardan,
gri karabasanlardan.

kim tutacak şimdi ellerini,
ayazda yanan,
ağustosta kuruyan.

gitmem gerek,
söz verdiğim için ağlamadan,
dudaklarımda şarkımızı ıslıkla çalıp,
sırtımı dönüp
arkama bakmadan.

giden ben,
kalan sen,
hangi yöne baksam
aklımda sen.

I am not impressed  18 Mayıs 2008 20:42  

"çok sevmiş" derler mi

mugwort  23 Mayıs 2008 01:49  

sevdiysen derler.

I am not impressed  23 Mayıs 2008 02:42  

evet sevdiysen derler.

mugwort  23 Mayıs 2008 04:09  
bu yazıya puanı basanlar: